Abi enkazdan çıktı. Simsiyah. Yerin en dibinde 10 saat mahsur kaldıktan sonra tabi. Perişan. Az önce ölümden sıyrılmış. Tahminen çocuğunu, ailesini bir daha göremeyeceğini düşünmüş. Belki cehennemden farksız aşağısı. Cesetleri anlattı, muhabir mikrofonu uzattı. Bi kaç sorudan sonra “Bi daha madene girecek misiniz?” diye sordu. Canlı yayın, onlarca tv canlı yayınlıyor. Abi bi duraksadı, gözünden akan yaşı sildi, sakin ve kısık bi sesle “Çocuğun okulu, kredi borcum var..” dedi. Herkes sustu.. Muhabir ne diyeceğini şaşırdı.
Source: sarhosmisralar
Empire State binasının 83’üncü katından atlayarak intihar eden Evelyn McHale’in bu görüntüsü tarihin en güzel intiharı olarak biliniyor, 1947
- O şimdi en fazla yine aldatıldı diye düşünmüştür aradığımda… Öyle samimi, öyle naif bir yine önemsemedi tavrı ki; ne annenle tanıştırdığın kadın olması ne de yılışırken şansını arttırmak için onlayken de aklımdaydın aslında demesi… Sonrasında daha büyük bir öfke krizi doğursada, insan bir an bu kadar alçaldın keşke sonuç alabilseydini yürekten istiyor.
Birine haksızlık ettiğinde dönüp seni bulduğunu düşünmek, travmalar karşısında verilen klişe rahatlama tepkisi gibi gelmiştir bana hep. Şimdi aksine inanıyorum. Bu salt rasyonel yaklaşımdan uzaklaşıp bazı klişelerin hep doğrulanan güvenli kucağına kendini bırakacak yaş aralığına girdiğimden sanırım. Az önemsediğim, değersiz hissettirdiğim, bunu fark edemediğim ya da etmemeyi seçtiğim herkes için, geçmişteki ve önümüzdeki 250 yıllık olası ahları toplu ödediğim bir dönem geçirdim
Travmalar sonrası başına gelenleri ilginç bulmak da klişedir. Ama benim ki gerçekten “Masumiyet Müzesi"ni Orhan Pamuk'a yeniden yazdıracak kadar ilginç. Masumiyet Müzesi ‘nde genç bir kadına büyük bir takıntısı olan Kemal'in hayatını ayrıntılı şekilde anlatır yazar. Ruh tahlilleri olay örgüsü Kemal'in kadına olan tutkusunu başarılı bir şekilde hissetmenizi sağlar. Ama yazarın girişmekten kaçındığı ve ya tercih etmediği şekilde; bir kadının bir adama olan tutkusu çok daha katmanlı ve derin olabiliyor-muş.
Bu noktada, göze inen perdeye hangi yaşta olduğunuzdan bağımsız olarak çözüm bulunamasa da benimki gibi bir duruma uyanmamışlığa müstahak demek mümkün. Çocukla yıllarca olduğu gibi yine buluşma girişiminde bulunmuş yine olmamış, bu seferde yine en yakın arkadaşlarını ve hatta evi aranmış.Dönüş yok.. Salonumda hiç önemsemediğini söyleyerek ağlayan bir kadın. İşte bana müstahak olanların başlangıç noktası.
Orhan Pamuk'un ne kadar büyük bir gözlemci olduğunu, kitabın isminin bile ne kadar özenle seçildiğini anlayınca bir kez daha fark ettim. Tüm obsesifler takıldıkları konuyla ilgili bütün aksiyonlarını masumiyetle özdeşleştirirler. Bunların ne kadar çılgınca ya da sapkın olduğunu dışardan fark etmek mantıksızdır. Ayrıca böyle karakterle temas halindeyseniz bütün hareketlerinin bir biçimde takıntılı olduğu konuyla alakalı olduğunu bilmelisiniz. -Tüm dostlarıma sor hayatımda ilk kez biriyle ömrümü geçirmek istedim derken bile mesaj ona gidiyor muydu bilinmez. Ama yanımda olduğu için bir gece açmadığı çocuğun aramasına takribi 6 ay sonra o gece ne diyecektin diye dönünce muhakkak mesaj ulaşmıştır. Yılışmak için malzeme yaptığı ilişkisine rağmen yine de istediği dönüşü alamaz kadınımız. Bunu normalleştirecek hatta masumiyetle özdeşleştirecek kadar çok seferler denediği için; istediği sonucu alamayınca her şeyi kendine inkar etme konusunda bir profesyonele dönüşmüştür. Kendine güven sıfırlanıp başa dönülür. Kendini içinde bulundurduğu duruma kaptırdığına ikna olmuş çabası doğan umut kırıntısıyla her seferinde olduğu gibi yeniden kırılır. Bütün mutlu anlarında, ya da yanında uyurken aklında onun olması mı, yoksa bütün bunları bile şansını onla denemek için malzeme yapması mı daha çok mide bulandırır ?
Burada "Masumiyet Müzesi"yle birleşen nokta, günlük hayatını takıntılı olduğu konu aklının hep bir köşesindeyken yaşabilme özelliği. Öte yandan Kemal karakterini dahi kıskandıracak özellik bütün bunlar olurken bir yandan aman "o"nla ya da "şey” le yakınlaşmasın diye bana haberler göndermek. Bu normal bir kafayla anlaşılamaz. Çünkü 10 yıldır şansını yılda bir ile iki kere boşluk buldukça denemesi sizin için çılgınca ya da eksepsiyon bir iş olsa da, onun en doğal rutinidir. Herkesten önce ve sonra bazen de aynı anda: -bağlantılı kişilerle(çocuğun sevgilisinin abisi) çıkıp kıskandırma girişimi veya yıllar ilerleyip obsesyon bastırılıp derinleştikçe onlayken de aklımdaydın bil istedimler.. Kemal'den farklı olarak kadın olmaktan gelen “karmaşık olma” hakkı o arada rutiniyle birlikte diğer işlerini de sürdürmesini, yönetmesini sağlar. “Karşmaşık olma” hakkının kadın olmaktan gelmesi kişi beyanıdır, ataerkil yargılamardan uzak. Kadını erkeği olmaz sağı solu ayrı ayrı oynamanın
İşte burada Kemal'in erkek olduğu için akıl edemeyeceği acayipliklerin de bir üst seviyesi başlar. Bunlara şaşırıp nasıl olduğunu anlamaya çalışırken kendinizi koynunda “Seni anlıyorum ben çok üzülüyorsun, çünkü çok sevmenin ne demek olduğunu biliyorum” laflarını dinlerken bulursunuz. Kimden dolayı bildiğini size söylemesi mi daha çok midenizi bulandırır yoksa sizden de içten içe onun düştüğü duruma gelmenizi beklemesi mi daha çok midenizi bulandırır ? Karar vermek zor. Hele bir de senin gibi değilim eskileri unutamıyorum var ki…Kendini kandırma çabası içler acısı. Aptal çocuklar gibi bağırıp sövüp saymak da geçirmez mide bulantısını. Gizlenmekten çok uzak bir tutkudur istenme arzusu;onu sevdiği gibi, yıllardır peşinden koştuğu gibi tutkuyla istenmek. Burada çok acayip güldüren ironi ; “lisedeki eziklik hiç geçmeyen bir şey” in ara ara haberci gibi ağzından duyulması. Nuh'a inanmayan kavim gibi olduk.
- O şimdi en fazla yine aldatıldı diye düşünmüştür aradığım için… Öyle samimi, naif bir yine önemsemedi tavrı ki, ne annenle tanıştırdığın kadın olması ne şansını arttırmak için onlayken de aklımdaydın demesi… Sonrasında daha büyük bir öfke krizi doğursada, insan bir an bu kadar alçaldın keşke sonuç alabilseydini yürekten istiyor.
Sonra Orhan Pamuk'un da nihai olarak bir erkek olduğunu dünyanın en iyi edebiyatçısı dahi olsa da bir kadının tutkulu obsesyonunun derinliğine inemeyeceğini fark edersin, çokca zaman sonra bütün sövgülerin sonu herşeyden geriye ben seni affettim sen de bir gün affet diyip geçince dakkasında arandığımda. -Affedip affetmemek değil de hani onla ilgili bir şey demiştin ne oldu o ya- kavga etmek için aradığında bile… O anda bambaşkasıyla olsa bile hala sonsuza kadar her an, her boşlukta, her şey ona gider. 17 yaşında yapılan çiğliklerin 25 yaşında çaktırmadan nasıl profesyonel obsesif olunurun el kitabına dönüşmesi; işte Kemal'le benzeşse de onu kıskandıracak derinlik bütün bunları inkar edip bir sonraki sefer şansını denemek için boşluğu beklemesinden gelir.
Bütün bunların içinde ve üstünde hayat, daha rezalet birini kalbine yakın tutmanın pek de mümkün olmadığını kanıtlamak konusunda cürretkarlaşır. -Sence ne düşünmüştür yine arayınca söyle bana sorusuna, biliyor musun aynı 45 yaşında bir önceki adama benziyor sorma şeklin! Saçma suçlu bahaneler mi yoksa halay ekibi gibi bir anda bir sürü adamın ortaya çıkması mı kanıtlar daha rezalet birini kendine yakın tutmanın pek de mümkün olmadığını ? Aslında, bildiğin utanarak, ikinci ayın sonunda anlatılan herkesten saklanmış adamın varlığı bile uyandıramadıysa beni, bana müstahak o da Cem Karaca severdi ucuzluğu
Aslında bu zoraki benzetmelere inanma konusunda ki muazzam ihtiyac ve mücadele yine o'ndan yüz bulamamanın gerçekliğini aşma çabaları olsa da… Yine yaptım kendime bunu! 25 yaşında başkasıyla olsam bile'yi kabul etmenin zorluğu düşünülünce " benle buluşmadı ama hiç önemsemiyorum" diye salonumda ağlayan kızın görüntüsü geliyor gözüme… Öte yandna entelektüel sendikacı kadınların en yaygın motivasyonlarından birini yaşayıp bir de bundan utanabilecek birine rastlama ihtimali nedir ki.
Ömrün 3 ayını tanımadığım orta yaş emekçi abimizle halay çekerek geçirdim sanki tüm mekanlarda; birlikte gittiğimiz tatillerde, yaptığımız pikniklerde, ben uyanmadan gelip mücver yaptığı evimde.. Arada sevdiğim kadının ağlayarak kovaladığı adam da saklanmak için halaya üçüncü oldu.. Kar gibi eridikçe bir sürü adam çıktı. Birinden ve içinde olduğun durumdan daha fazla utanmak mümkün mü bilmiyorum…
Ama bildiğim, önümüzdeki yıllarda olası bir holocoust'un baş aktörü olmayacaksa, herhangi birinin sevdiği, güvendiği birinin bu denli başkasının sapığı çıkması ya da ilişkinizi başkasına yılışmanın malzemesi yapması kimseye müstahak değildir. Bunu aslında kısıtlı bir çevre hariç herkesin acıkça bilmesi belki benim aptallığım… Yine de hayatla ilgili böyle bir matematik varsa önümüzdeki 250 yıllık hesabı kapattığımı düşünüyorum.
Not 1. “Terk etmedi sevdan beni” Fikret Kızılok yorumunu Cem Karaca'yla karşılaştırmak bile saçma. Değil 10 yıldır 30 yıl dinlenilse Cem Karaca dır
2.Yüceltme savunma mekanızmalarının en yaygın kullanılan öğesi. Öyle ki kendine güvenin sıfıra geri indiği başarısız girişimin hemen ertesi günü arar annenle babanın ne kadar mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu anlarsın. O tam mükemmel hep istenen şey olur. Rastlantı değildir
3. Ayrıca ezbere bilinen yıllık sayfalarından şüphelenin…



